Istanbulpark 2008 Formula 1

Takım Kaptanımız İlker BEŞER, ekibimizden Hüsnü ELMACIOĞLU, Mehmet Akif ATASELİM ve Etem ALGAN, TOSFED (Türkiye Motor Sporları Federasyonu) gözetmeni olarak, Petrol Ofisi Türkiye Grand Prix Istanbul Park 2008 6-11 Mayıs arasında görevli olarak katıldı. Deneyimlerini bizimle paylaşıyorlar…

“30 Nisan Çarşamba günü Ankara Üniveristesi’ndeki son toplantının ardından, formula heyacanı hepimizi sarmıştı. 6 Mayıs Salı günü Gar’da buluşutuk. Henüz 65 kişilik Ankara kahramanları birbirlerini tanımıyorlardı. En azından beni tanıyanlar azdı 🙂 İlerleyen zamanlarda ilk olarak Hüsnü & Akif nam-ı diğer Kuzen-Çekirge ikilisi ile sıcak ilişkilerimiz başladı. Trende tüm vagon Ankara Kahramanları’na ayrılmıştı. Herkes kendi alemindeydi. Ben sürekli insanlarla konuşup, fotoğraflarını çekiyor ve 8 Haziranda’ki büyük organizasyonumuza davet ediyordum. Saat 04:00 gibi uyku bastırmaya başladığında, bir anda yatacak yer bulamadım 🙂 Sağolsun Burak Başkan ve ekibi ile 15’er dakikada bir yer değiştirip uyumaya çalışarak saatı 6 yaptık ve güneş çoktan doğmuştu. 06:13 gibi Pendik durağında inerek İstanbul’a ilk adımımızı attık. Ben ve birkaç arkadaş hepbirlikte pastanede simit-çay operasyonuna giriştik. 06:36 itibariyle acilen otobüsümüze davet edildik ve heyecanlı yolculuğumuz Sabancı Üniversitesi’ne doğru devam etti.

Yol boyunca her IstanbulPark tabelasını görünce heyecanlanıyordum. 07:20 gibi Üniveristeye geldik. Hava hafif soğuktu ama heyecanımız gittikçe artıyordu. Konferans salonun ön bölümünde Formula görev yerlerimizin ve otellerimizin bilgisini içerek belgeleri sıraya girip aldık. Ben PIT görevini almıştım. O an; “acaba araçlara dokunabilir miyim, yoksa fotoğraf da çekebilirsem süper olur” düşüncelir kafamdan hızla geçiyordu. 09:15 gibi konferans salonunda, uzuuuun eğitimimiz başlamıştı. Eğitimin ilk dakikalarında yayınlanan video gösterilerinin bir tuzak olduğunu sonradan anlayacaktık, ama o anda iyice heyecanlanmıştık. Bizler birer kahraman olmak için ordaydık ve ülkemizi dünya önünde en iyi şekilde temsil edecektik. Serhan hocamızın güzel anlatımı ve diğer görevli abi-abla, tüm çalışanların da desteğiyle, 12:20 de ilk oturumu bitirdik. Biz çok yorgunduk ama uykumuza şimdilik yenilmiyorduk ve öğle yemeği bizi kendimize getirecek diye umut ediyorduk. Yemekler çok güzeldi, yemekhane de.

13:45 gibi eğitimimiz kaldığı yerden devam etti. Yaklaşık 3 saat daha sonra 16:50 de eğitim bitmişti, biz de.. Uyuyanlar, uyananlar, nerdeyim, neresi burası diyenler etrafta birbirlerine alık alık bakıyorlardı 🙂 Burdan sonra durağımız Ali Samiyen Stadında Formula-Türkiye karması futbol maçına gitmekti. 2 saat süren yolculuğumzda, bizim otobüs polis tarafından köprü girişinde durduruldu. Meğer bizim otobüs aranmaktaymış.. neyse Polis Amcalar da halimize acıyıp bizi gönderdiler. Nihayet stada geldik. Mahsun buraya eller havaya.. Alonsa abi bizi diskoya götür tecahüratları arasında bol gollü bir karşılaşma izledik. Nihayet Şile’de bulunan otelimize gelmiştik ki, saatler 00:00 ı geçmişti bile. Diğer arkadaşlarımız da Kocaeli tarafındaki otellerde kalmışlardı. Saat 5 de uyanma servisinin acı telefonuyla günün ilk ışıklarını beynimizde hissettik. Hafif uykulu bir kahvaltıdan sonra 06:40 da o ünlü, o devasa büyük Istanbul Park’a gelmiştik bile.

Sıraya girip formula bohçamızı aldık ve hemen tulumumuzu giyip görev yerlerimize geçtik. Biz PIT ekibindeydik. Hepimize ne yapılacağı, neyin nasıl olacağı yavaş yavaş anlatıldı. Görev seçimleri yapılıyordu. Yabancı dili iyi olanları formula araçlarının bulunduğu bölümlere gönderecekti. Bir akıllı arkadaşımız, “Fin aksanıyla çok iyi ingilizce konuşurum” diyerek hepimizin uykusunu açtıran sözcükleri söyledi 🙂 PIT In ekibine seçilen Akif “Çekirge” kardeşimizin de ısrarıyla ben de PIT In görevini istediğimi belirttim. Görev olarak PIT In Paddock verilmişi ama o neydi ? Belli bir süre bu merak içinde PIT de turlayıp, heyecanımızı bir nebze azaltmaya çalıştık. İlk gün ne oldu nasıl oldu, yorgunlukta hatırlamıyorum. Sürekli izledik etrafı.. Teknisyenleri, araçları ne gördüysek fotoğraflamaya çalıştık 🙂 Bir ara Akif “Çekirge” kardeşimle, Burak Başkan ve ekibine ulaşmak için yola çıktık ama daha 5 kule ilerlemiştik ki, gücümüz bitti ve öğle tatilinin sonuna ancak yerimize yetiştik. Akşam otele giderken, yoldan biraz yiyecek-içecek aldım (ki daha önceki deneyimlerime göre mutlaka aç kalacaktım) ama otele elimde kocaman poşetle girince arkadaşların bana neden güldüğünü açık büfe kocamaaaan yemek çeşitlerini görünce ben de anladım. Sözde ben Formula’da kesin kilo verip Ankara’ya dönecektim ama bu tempo ve çeşitle sanırım şişko olup çıkacaktım. 2.gün GP2-Porshe-Formula araçlarının antrenman turları vardı. 3 tip aracı da bu kadar yakından ilk defa gördüm ve vücudumun en erinliklerinde seslerini hissettim.

 

İlk zamanlar kulağımıza tıpa takmadan “vayy annasını, nasıl bir ses kardeşim bu” diyorduk ama sonradan anladık ki, bu gidişle sağır olabiliriz.Ondan sonra yarışlar bitene kadar o tıpaları pek kulağımızdan çıkartamadık. Ben görev yerimde araçların piste girmesi, çıkması, kaza yapan araçların güvenliği vs. işlerine baktım. Bol bol da pit girişindeki arkadaşlarla geyik yaparak zamanımızın daha iyi geçmesini için uğraş verdim. Tam PIT girişinde olduğum için sonradan fotoğraf operasyonuna da geçtim ama, sonuçları görünce artık daha iyi bir makinaya geçmek gerektiğini de acı olarak anladım.

 

3.gün artık iyice perişan halde uyandık. Artık uyandığımız anda tulumumuzu giyip kahvaltıya gözü kapalı gidebiliyorduk. Bugün sıralama günüydü ve çok dikkatli olmalıydık. Sorunsuz bir günün ardından sıralama turları bitmiş ve otelimizin yolunu tutmuştuk. 4.gün kader günü bizi bekliyordu. GP2 ve Porsche yarışlarından sonra 12:45 gibi sürücüler tır üstünde piste girdiler. Heyecan arttıkça artıyordu. Start verildi ve yarış başladı. Bulunduğumuzu noktada sürekli vızır vızır araçların geçmesi nedeniyle artık bu sese alışmıştık. Sadece tuvalete giderken çok çekiniyorduk. Araçlar piste gidiyor ama sanki peşimizden uçarak geliyormuş hissine kapılıyorduk. Neyse elbet yarış bitti, şampanyalar patladı ve fotoğraflar çekildi. Biz de dönüş için İstanbul’a gitmeye başladık. Buraları özellikle hızlı anlattım ki, sıkılmayın diye :))))) İstanbulda ne yapalım da zaman geçirelim diye düşünürken, aklıma vapura binip karşıya geçip, tekrar bu tarafa gelmek fikri girmişti. Böylece hem vapura bineriz hem de zaman geçiririz diye arkadaşları da ikna ettim. Biraz deniz havasından sonra Haydarpaşa’ya indik ve fotoğraf çekildikten sonra, trende yerlerimizi aldık. İsmini yazamayacağım bazı mezarcı 🙂 arkadaşların Ferrari şovundan sonra tek tek yerlerimize geçip bayılmaya başladık. Sabah 06:22 de ilk fotoğrafımı çekerek görevimin sonuna gelmiş oldum.

Tanıştığım tüm arkadaşlarıma, tüm dostlara, bize böyle bir imkan verdiği ve destek olduğu için TOSFED,AGK,ANÜMOST ve diğer tüm gruplara, orada tanışıp arkadaş olduğumuz tüm dostlara teşekkür ederim.

İlker BEŞER ve “AYAK TAKIMI” olarak motor sporlarına desteğimiz artarak devam edecektir.”
Bizler birer kahraman olmak için ordaydık ve ülkemizi dünya önünde en iyi şekilde temsil edecektik…

Yazının devamı ve tüm fotoğraflar için Facebook grubum
Turkish Grand Prix Istanbul Park 2008 (Ankara Ekibi) adresine bakabilirsiniz..

Aşağıdaki klip tamamen amatör duygularla, amatörce hazırlanmış olup 80MB’lık bir büyüklüğe sahiptir. Lütfen biraz yükledikten sonra seyretmeye başlayınız.. Teşekkürler.



Sosyal medyada paylaşın!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir